woensdag 4 februari 2009

erkan topuz

Prof. Dr Erkan Topuz 1946 yılında İstanbul 'un Yeşilköy semtinde dünyaya geldi. Pertevniyal Lisesi'ni 1964 yılında bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne girdi.

1975 yılında İç Hastalıkları İhtisasını bitirdi.1976 yılında İstanbul Üniversitesi Radyasyon Onkolojisi Tıbbi Onkoloji Biriminde göreve başladı.

1979–1980 yılları arasında Avusturya'da immünoloji ve onkoloji dalında Viyana Kanser Enstitüsü'nde görev yaptı. 1982'de Üniversite Doçenti oldu. 1984'te Erlangen Üniversitesi'nde, 1985'te Londra Royal Marsden Hastanesi'nde, 1986'da Nürnberg Şehir Hastanesi'nde misafir öğretim üyesi olarak çalıştı. 1988 yılında profesör oldu.

1997 yılında John Hopkins Üniversitesi'nde misafir öğretim üyesi olarak çalışmalar yaptı. Bugüne kadar Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Başkanlığı, Anabilim Dalı Başkanlığı, Yönetim Kurulu Üyelikleri ve İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Müdürlüğü yapmaktadır.

85'i dış ülkelerde yayınlanmış 190 yayını mevcuttur. İyi derecede İngilizce bilmektedir. 6 kitabın editörlüğünü yapmış ve bu kitapların bazı bölümlerini yazmıştır.

Kanserden korunmak için sağlıklı beslenme önerileri için tıklayın

Kansere karşı korunma önerileri için tıklayın

Karadut Şurubu ve Faydaları için tıklayın

Zerdeçalın faydaları için tıklayın

Böğürtlenin faydaları için tıklayın

Prof. Dr Erkan Topuz ’dan böğürtlenin faydaları

Böğürtlen hafıza kaybından, mesane taşlarına kadar pek çok hastalığa iyi geliyor. Prof. Dr Erkan Topuz, böğürtlenin çiçeklerinin ve taze meyvesinin pek çok hastalığa iyi geldiğini belirtiyor.

Mevsim özellikleri nedeniyle en çok Mersin ve Bursa yörelerinde yetiştiriliyor.

Kozmetik sanayisinde ise içinde böğürtlen aroması bulunan duş jeli ve güzellik losyonları üretilmeye başlandı.

Diyabet ve böbrek taşları için faydalı olan böğürtlenin sıkılarak elde edilen suyunun ishal rahatsızlıklarına, taze veya kurutulmuş 20 gram böğürtlen yaprağından yapılan çayın ise, ağız yaralarına iyi geldiğini belirten Prof. Dr Erkan Topuz , antioksidanlar açısından zengin olduğunu belirttiği böğürtlen meyvesinin ise yaşlılıktan kaynaklanan hafıza kayıplarına, diyabete ve böbrek taşlarına karşı kullanıldığını belirtti.

Böğürtlenin faydaları :

*Böğürtlen idrar söktürür.

*Ayaklardaki şişlikleri indirir.

*Yüksek tansiyonu düşürür

*Gözlerdeki zafiyeti giderir.

*Mesane taşlarının düşmesine yardımcı olur.

*Ağız, dil, diş eti ve bademcik giderir.

*Kadınlarda görülen beyaz akıntıyı keser.

*Haricen kullanıldığı takdirde ağrıları dindirir, yanıkları iyileştirir.

*Kökü kaynatılıp, suyu içilecek olursa kandaki şeker miktarını düşürür

Prof. Dr Erkan Topuz

Karadut Şurubu ve Faydaları

Karadut meyvesi çok güçlü antioksidanlar içermektedir. Bu güçlü antioksidanlar vücuttaki serbest radikalleri etkisiz hale getirerek bağışıklık sistemini güçlendirir. İçerdiği flavonoidler sayesinde ise kalbi korur aynı zamanda da yaşlanmayı geciktirici etkiye sahiptir.

Karadut bitkisi böceklenmeyen tek organik bitkidir. Betakaroten ihtiva eder. Ancak zamanı çok çabuk geçtiği için en bol olan zamanlarında kaynatarak şurubunu yapabilir ve bu karadut şurubunu derin dondurucuda saklayabilirsiniz. Kanserden korunmak için Sağlık ve gençlik kaynağı olan bu şurubu mutlaka tüketin.

Karadut nelere iyi geliyor?

* Halsizliği, aşırı yorgunluğu giderir
* Ağız ve boğaz enfeksiyonlarına tavsiye edilir
* Kanı temizler anemi hastalarına tavsiye edilir
* Kan basıncını düşürür
* Sindirim sistemi kronik hastalığına faydalı
* Mide salgılarını arttırır
* Sindirimi sistemini düzenler
* Saçların ve dişlerin güçlenmesini sağlar
* Kronik gastrit ve hepatit tedavisinde kullanılabilir
* Uykusuzluğa iyi gelir

Prof. Dr. Erkan Topuz

Erkan Topuz kansere karşı korunma önerileri

-Beyaz un, beyaz şeker ve tuzu kullanmaktan uzaklaşmak gerek. Tuzu kaya tuzu olarak çok az miktarda kullanın.

-Hiç bir ürünü sürekli olarak kullanmayınız. Mesela içtiğiniz kaynak sularını bile 3 ayda bir değiştirin. Düzenli olarak kullandığınız bir şey uzun sürede kanser yapıcı etkiye sahiptir.

-Esmer ekmek kabuğunu yeyin. Esmer ekmeğin kabuğunda vücudumuzu kanserden koruyucu bir madde bulunur.

-Kuşkonmaz ve fesleğen çok büyük şifa kaynağıdır. Fesleğeni salatalarınıza koyun, fesleğende çok miktarda C vitamini vardır.

-Bbol bol Rezene tüketin. Rezeneyle birlikte, taze zencefil, nane ve bir elmayı birlikte katı meyve sıkacağından geçirerek yemeklerden evvel bir iki çorba kaşığı içerseniz sizi mide kanseri, ülser ve gastritten koruyacaktır.

-Kemoterapi ve radyoterapi gören hastalar, kaynar suya bir kahve kaşığı kuru zencefil, papatya ve bir dilim limon koyarak günde 3 kupa kadar tüketebilir. Bu karışım, ağız yaralarına ve radyoterapiden dolayı meydana gelen bazı yanmalara engel oluyor, kemoterapi sonucu meydana gelen bulantıyı da azaltır.

-Çemenin, tümör hücrelerini küçülttüğü tesbit edilmiştir. Aynı zamanda sarımsak, arnavut biberi (acı seviliyorsa), domates salçası ve mesela tarhun gibi mucizevî bitkiler çektirilip her gün bir dilim ekmeğin üzerine sürülerek yenilirse kendisini kanserden bir ölçüde korumuş olur .

-Kansere yakalanmadan önce süt içmekte hiç bir sakınca yok. Fakat kansere yakalanan kişiler aşırı miktarda sütlü gıdalardan uzak durmalı.

-7-8 kadından biri ailesinde meme kanseri hastalığına yakalananlar olmasa dahi zaten bu hastalığa yakalanmakta. Meme kanserinden korunmak için ve herhangi bir şekilde memede fibrokist ya da başka kist varsa keten tohumu tüketmeyi ihmal etmeyin. E vitamini, soya yağı ve selenyumu mutlaka doktora danışarak almalı. Ailede meme kanseri varsa kesinlikle hormonal ilaç alınmaması gerekir.

-Kolon kanserleri: Kolon kanserine yakalanmamak için kesinlikle kabızlık çekmemeli. Bu tür hastalara havuç ve ananas tavsiye ediyorum. Bunları tüketerek büyük fayda görürler. Bu kişilere meyve suyunu tavsiye etmiyorum. Meyveleri posalı olarak tüketmeleri daha faydalıdır. Kırmızı etten mutlaka kaçınmalı, tuzlu ve bekletilmiş etler, salam, sucuk, sosis gibi yiyeceklerden ve fastfoodlardan uzak durmalılar.

- Doğal pamukta (Normal pamuk kanserojendir) arpa buğday, fasulye, soya, mercimekleri çimlendirin ve salatalarınıza katın. Bunların filizleri sizi kanserden korur ve bağışıklık sisteminizi güçlendirir.

-Biberiye hem meme kanserinde hem de diğer kanser türlerinde çok büyük şifa kaynağıdır. Biberiye aynı zamanda depresyona da iyi gelir. Balkonunuza ekin, tazesini salatalarınıza katın , kurusunun da çayını yapın.

-Arnavut biberi de çok şifalı bir bitkidir.

-Keten tohumunu tane olarak alın, küçük kahve ya da karabiber değirmeninde öğüterek her gün bir çorba kaşığı tüketin.Meme , kolon ve prostat kanserinde özellikle çok şifalı. Keten tohumunda çok önemli yağlar var. Ancak soya yağı ve keten tohumu meme kanserine yakalanan kişiler için yasak.

-Zeytin şifa kaynağıdır. Belli bir marka veya güvendiğiniz yerleren alın.

-Rahim ağzı kanserinden korunmak mutlaka havuç tüketin. Kırmızı renkli yiyecekler çok önemlidir. Kırmızı renkli her gıdanın rahim kanserinde çok büyük koruyucu etkisi vardır.

Dulavratotu, civanperçemi çayı miyom oluşmasını geriletir. Her kadının yılda bir kere simir testi yaptırması gerekir.

-Sakın sıcak veya kaynar su ile veyahut meyve suyu ile ya da susuz bir şekilde hap yutmaya çalışmayın. Hapı mutlaka su ile için. Aksi halde hap yemek borusuna takılı kalır ve bir müddet sonra ülser meydana getirir. Kronik ülser de zamanla kanser oluşumuna neden olur.

-Zerdaçal, Allah’ın bir mucizesidir. Günde 2-3 çorba kaşığı kullanılmalı. Bir tavuk çorbası içine zerdeçal koyarak ailece yenilebilir. zerdeçalı bir baharat olarak kullanın.

-Elma ve soğan kanserle mücadelede çok önemlidir. Kansere karşı korunmak için mutlaka yenilmesi lazım.

Prof. Erkan Topuz

Prof. Dr. Erkan Topuz Kansere karşı korunmak için sağlıklı beslenme önerileri

Özellikle ailesinde kanser hastalığı bulunanların düzenli bir hayat tarzı ve beslenme biçimiyle, bu hastalığı önleyebileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Erkan Topuz, şu tavsiyelerde bulunuyor:

- Havuç suyu, nar suyu, domates, ev yoğurdu, peynir, kayısı, kara üzüm, brokoli, kırmızı ve beyaz lahana, karnabahar, maitake mantarı, kıvırcık salata, semizotu, şalgam suyu, acı biber, keten tohumu, çörekotu, muz, ananas, soğan ve özellikle de sarımsak kanserden koruyor.

- Ailesinde özellikle meme ve kalın bağırsak kanseri olan kişiler 20 yaşından önce kanserden koruyucu sebze ve meyveleri, vitamin ve mineralleri tüketirse, yüzde 33 ile yüzde 53 arasında bu hastalıktan korunabiliyor. Bunlara özellikle maitake mantarını almalarını profilaktik olarak öneriyoruz.

- Mide kanserinden diyetle korunma oranı yüzde 60''''a çıkıyor. Bu yüzden her gün brokoli, karnabahar kıvırcık salata,shiitake mantarı,dandelion, beyaz lahana, kabak ve domates tüketin.

Domatesin içinde bulunan likopen ve selenyumun, prostat kanserinde, meme kanserinde, kolon kanserinde ve mide kanserindeki koruyucu etkisi ispatlandı. Biz hastalarımıza günde 4-5 tane domates yemelerini tavsiye ediyoruz. Likopen dışardan hap olarak da alınabiliyor.

- Kansere sebep olan en önemli faktörlerden biri şişmanlık. Özellikle kalın bağırsak ve meme kanserlerinde büyük risk yaratıyor. Bu yüzden kırmızı etin kesilmesi, beyaz, zeytinyağı ve soya gibi yağlarla beslenilmesi şart.

Mineraller sağlık kaynağı

- Omega 3 : Özellikle Kuzey Denizi balıklarında bol olarak bulunan Omega 3 de kanserden koruyucu özelliği saptanmış maddelerden biri. Başta meme kanseri, prostat kanseri ve kalın bağırsak kanseri olmak üzere koruyucu bir etki sağlıyor. Kanserden korunmak için her gün düzenli olarak Omega 3 tüketilmesi öneriliyor. Yeterli Omega 3 tüketilebilmesi için haftada 3 defa balık yenilmesinin yeterli olduğu belirtiliyor.

- Selenyum : Selenyum prostat kanseri başta olmak üzere birçok kanserden korunmada etkili rol oynuyor. Yapılan çalışmalarda yüzde 40 oranında prostat kanserini azalttığı gösterilmiştir" Bunun dışında selenyum vücuttaki özellikle rahim kanserinde, mide kanserinde, ağız, baş boyun kanserlerinde koruyucu olduğu tespit edilmiştir.

- C vitamini: Meyve ve sebzelerde en çok bulunan vitaminlerden biri olan C vitamini hem kanserden korunmada hem de yüksek dozlar tercih edilerek kanser tedavisinde başarıyla kullanılıyor. C vitamini senelerdir kanseri tedavi etmek amacıyla veya kanserden korunma amacıyla kullanılmıştır.

Normal olarak insanların günlük ihtiyacı günde 2 gram civarındadır. Ama yüksek dozda eğer kanseri tedavi edelim diyorsanız 10 grama kadar çıkması tavsiye edilebilir. Çünkü insan vücudu C vitaminini yapmadığı ve bundan dolayı da dışarıdan alınan C vitaminin kanseri önlediği ve bağışıklık sistemi uyardığı gösterilmiştir.

Havuç DNA hasarını önlüyor

Havuç içerdiği "betakaroten" le, DNA hasarını önleyici bir etkiye sahip. Betakarotenler kansere karşı vücudun direncini artırırlar. Siyah üzümün çekirdeğinde ve kabuğunda "Vesibretrol" adı verilen bir madde var. Bu madde vücudu kansere karşı doğrudan koruyor.

Yapılan araştırmalar, kekik, çörekotu, keten tohumunun da kanserden korunmada etkili olduğunu gösteriyor. Kanser tedavisi sırasında zencefil bulantı problemine karşı kullanılıyor. Papatyanın ise kanser hastalarının ağzında oluşan aftı önleyici bir etkisi var.

Deve dikeni çiçeği karaciğer kanserlerini tedavi edebiliyor, tümörleri küçültebiliyor. Isırgan yıllardır kanser tedavisinde kullanılıyor. Fakat sadece kökü yararlı.Nettle olarak geçiyor kokunun adı. Bitkisel ilâçların ilâç tedavisi sırasında kullanılmaması gerekiyor.

Prof. Dr. Erkan Topuz

Kurdeşen - ürtiker için süpürge tohumu kürü

Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu Habertürk'de yayınlanan Saba Tümer’in programında kurdeşen diğer adı ile ürtiker şikayetine karşı süpürge tohumunu önerdi.
Tıp dilinde Ürtiker adı ile anılan kurdeşen, bir allerji çeşididir . Ciltte aniden başlayan ve bir kaç saat sürebilen dayanılmaz kaşıntılar ile kendini göstermektedir.
Ciltte görülen küçük, kırmızı kabarcıklar, bir müddet sonra şişebilir. Bu belirtiler, bazen çok kısa zamanda geçebilir, bazen de uzun süre devam etmektedir.
Sebebi, böcek ya da arı sokması, bozuk yiyecekler, bazı yiyecekler, bazı ilaçlar ya da aşırı derecede heyecanlanma olabilmektedir. Tedaviye başlamadan önce hastalığı doğuran sebebi bulmak gerekmektedir.
Kurdeşen-ürtiker için süpürge tohumu kürü
Bir yemek kaşığı süpürge tohumunu (Aktarlardan temin edebilirsiniz) havanda iyice ezdikten sonra günde iki defa (sabah-akşam) aç karnına birkaç yudum su ile için. Bu kür kurdeşene karşı % 60- % 70 oranında etkilidir.

İdeal penis boyu ve Penis büyütme




Penis Latincede kuyruk anlamına gelir. Penis içinde uzunlamasına süngerimsi dokular bulunan ve içinden idrar ve meninin (sperm-ersuyu) geçtiği kanalı içeren erkeklik organıdır.

Cinsel heyecanla beyin penisin içindeki süngerimsi dokulara kan pompalar .Böylece penis sertleşip birleşmeye hazır hale gelir. Penis sertleşme sırasında boyuna ve enine büyür.
Ergenliğe ulaşmış bir erkeğin penisinin ortalama uzunluğu inikken 5 ile 9 cm arasında, sertleştiğinde ise ortalama 14 cm boyunda olur.


Bununla beraber penisin büyüklüğü kişiden kişiye farklılık gösterebilmektedir. Genel olarak bilinenlerin aksine penisin büyüklüğü, deri rengi ile ilgili değildir, yani kısa boylu birinin penisi uzun boylu birininkinden daha büyük ya da bir zencininki bir beyazınkinden daha küçük olabilir.


Penis boyu ortalama 14 cm olmakla birlikte 11-18 cm arası penisler normal boyutlar içindedir.

Ayrıca penisin normal hali ile sertleşme hali arasında büyük farklar olabilir. Yani sönükken çok iri duran bir penis sertleştiğinde daha büyük bir şekil almayabilir.

Bütün erkekler penislerinin büyüklüğü ile yakından ilgilidirler. Bu bir erkeklik gücü daha doğrusu bir güç sembolü haline getirilmiştir. Erkekler cinsel organları ile gurur duyar ve övünürler. Erkeğin cinsel organına verilen güç soyunmayla birlikte korkunç bir yarışa girer.


Boyut, gücü simgeleyen bu organın tek güvencesidir. Gören kadının kıyaslama imkanına kavuşması cinsel organı iri boyutlarda olmayan bir erkek için sonun başlangıcı olmaktadır. Erkekler arasında da penis boyutunda odaklanan rekabetin bir trajediye dönüşmesi cinsel kimliğin yalnızca bu organla ölçülmesinden kaynaklanmaktadır.

Ama peniste veya sekste önemli olan penisin boyu değil, işlevidir.


Yani, sizin penisiniz ile yapabildikleriniz bunu da duygularınızla birleştirmeniz en önemli olan şeydir. İri bir penise sahip olacağınıza (ki 18 cm üstü penisler genelde ilişki sırasında kadına zevk yerine acı vermektedir) sertliğini uzun süre koruyabilen daha küçük bir penise sahip olmak daha avantajlıdır. Her ikisi de bir arada olursa hiç bir zararı yoktur.

Tabii ki ebat olarak normalin altındaki penisler hem cinsel ilişki esnasında sorun yaratabilecek hem de psikolojik yönden erkekte sorun yaratacaktır.

Normalin altındaki penislere ne yapılabilir?


Bugün yeni ameliyat teknikleri sayesinde penis boyları uzatılabiliyor, ince penisler çeşitli yöntemlerle kalınlaştırılabiliyor. Çok başarılı sonuçların yanında pek sonuç alınamayan ameliyatlar da olmaktadır.


Bu hastadan hastaya göre değişebilir. Ülkemizde de bu tip ameliyatlar yapılmaktadır. Fakat bu tip ameliyatların her isteyene yapılamaz sadece ve sadece çok gerekli vakalara yapılması gerekir.

Bu arada en çok sorulan sorulardan olan piyasada satılan penis büyüttüğü iddia edilen vakum pompaları veya şu ve bu gibi metotlar gerçek dışıdır,kandırmacadır, hiç bir faydaları yoktur.


Bu penis büyüttüğü ileri sürülen vakum pompaları penisi büyütmek yerine penis sertleştiğinde içindeki kanı tutan kapakçıklara ters basınç yoluyla zarar vermekte ve sertleşme problemleri yaratmaktadır.


Bu nedenle kullanılması zararlıdır. Normal standartlardaki boylar için penis boyunuz neyse odur, yapabileceğiniz tek şey performansınızı geliştirmek ya da boşalma sürenizi uzatmaya çalışmaktır.

Tüm insanların da yapıları ve organları hem dış görünüş olarak hem de işlevleri sırasında farklılıklar gösterir. Bu farklılık bazen çok çok az , bazen ise çok fazla olabilir.

Penis bildiğimiz gibi bir erkek cinsel organı olup görevi spermleri kadın vajeninin derinlerine bırakmaktır ve bu görev esnasında da kişiye zevk vermektedir.

Penisler de hem boy olarak hem de şekil olarak bir birinden farklılık göstermektedir.